Doğu ve Batı Medeniyetleri: Tarihsel Etkileşimler

Bugüne gelindiğinde tarihin çok fazla alanda çeşitli yollarla bizlere miras bıraktığı şeyler var. Tarihi okumak, incelemek ve hakkında uzun uzadıya düşünmek, kafa yormak kişilerin birey olma yolunda yapması gereken önemli eylemlerdendir. Ancak günümüzde tarihi konularda taraftarlık yapan, takım tutar gibi davranan çevreler türedi; bu durum, tarih bilincinin doğru bir şekilde oluşmasını engellemekte ve bireylerin tarihsel olayları tarafsız bir biçimde değerlendirmelerini zorlaştırmaktadır. Bazıları gereksiz yere Avrupa hayranlığı içerisinde taraftar olmuş ve bu takımı tutmaktadır. Halbuki doğu medeniyetinin batı medeniyetini etkileşim bakımından birbirinden ayırmak mümkün değildir. Doğu ve batı arasında tarih boyunca var olan bu etkileşim, sadece kültürel alanla sınırlı kalmayıp bilim, felsefe ve sanat gibi birçok disiplini de kapsayan geniş bir yelpazeye yayılmıştır. Hatta doğu medeniyeti tarihsel süreçte batı medeniyetine zemin hazırlamış ve bugünkü gelişmişliğine büyük ölçüde katkıda bulunmuştur. Örneğin, İslam dünyasının altın çağında geliştirilmiş olan bilimsel metodolojiler ve mantıksal düşünce tarzları, Batı’nın Rönesans döneminde yeniden canlanmasına önayak olmuştur. Tabii ki Avrupa’nın geliştiği teknoloji ya da diğer teknik imkanlarını takip etmek ve bunları kullanmak yapılması gerekendir. Ancak bunları görürken doğu medeniyetinin de katkılarını göz ardı etmemek gereklidir. Tarihsel süreçte doğu aydınlarının dünya medeniyetlerine kattığı buluşlarını, bilimsel çalışmalarını saymak uzun sürer. İbn-i Sina, İbn-i Haldun, El-Cezeri, Ömer Hayyam, Harizmi, Farabi ve daha niceleri sayılabilir. Hepsinin de adı bugün birçok üniversitede geçmekte ve kitapları ile eserlerinden veya buluşlarından yararlanılmaktadır; bu durum, modern bilimin temellerinin ne denli köklü bir geçmişe dayandığını gösterir. Zaman içerisinde doğu dünyasındaki savaşlar, isyanlar, kargaşalar artmış; bu durum bilimsel çalışmaların önüne kısmen de olsa geçmiştir. Ancak bu çalkantılı dönemlerde bile batı medeniyeti, doğu medeniyetinden çok şey almış ve bunları kullanmıştır. Başta Haçlı seferleri olmak üzere, batılıların etkileşimler sonucunda doğu medeniyetinden aldığı bazı bilimsel çalışmaları şu şekilde örneklendirebiliriz: 1- Tıp ve eczacılıkta İbn Sina’nın (Avicenna) El Kanun Fi’t Tıb kitabı takip edilmiş ve Avrupa’da yüzyıllarca tercüme edilip okutulmuştur. 2- Matematik ve geometri alanında önemli çalışmalar yapan Harezmi’den 0 (sıfır), ondalık sayı, I. ve II. dereceden denklemler gibi çalışmaları kullanmışlardır. 3- Aristoteles ve diğer Antik Yunan filozoflarının eserleri yine tercümesi yapılarak Latinceye çevrilmiştir; bu durum Batılı düşünürlerin düşünce dünyasına önemli katkılarda bulunmuştur. 4- Çinlilerin icat ettiği matbaa, barut ve pusula gibi materyallerin de doğu medeniyetinden alındığını biliyoruz. Bu örneklerin yanında II. Mehmet’in (Fatih Sultan Mehmet) bizzat yapımında katkıda bulunduğu Şahi Topları’nın İstanbul’un kuşatılmasında ve fethedilmesinde öne çıkması ve bu savaştan da Avrupa’ya taşınmasıyla derebeylik rejimlerinin teker teker yıkılması ile Avrupa’da merkezi krallıkların kurulması ve merkezi otoritelerin güçlenmesi sonucunda Avrupa haritası değişmiş ve doğu-batı dengelerinde değişmeler yaşanmıştır. Bu gibi örnekler çoğaltılabilir; bu bağlamda, doğu ve batı medeniyetleri arasında sürekli bir etkileşim ve bilgi alışverişi olmuştur. Ayrıca birçok batılı tarihçi bu konularda çok fazla kitap yazmış ve bunların gün yüzüne çıkmasına da katkı sağlamıştır. Batı dünyasının bazı tarihçilerinin uzmanlık alanları Uzak Doğu Tarihi, Orta Doğu Tarihi, İlkçağ Tarihi, Asya Tarihi gibi sadece bu konulardır; bu durum, Batı’nın doğu kültürüne olan ilgisini ve bu alandaki araştırmalarını da açıkça göstermektedir. Görünmektedir ki Batı ile Doğu medeniyeti yüzyıllar boyunca karışmış ve birbirlerini etkilemişlerdir. Bunun yanı sıra, günümüzde hâlâ bu iki medeniyetin etkileşimleri ve birbirinden öğrenilebilecek çok şey olduğu gerçeği göz ardı edilmektedir. Bunları bugün Avrupa taraftarı olanlar göz ardı etmekte yahut bilmemektedir. Tarihsel bağlamda, doğu ve batı arasında bir dengenin kurulması gerektiği açıktır. Bunları göz ardı ederek tarih yazmak, okumak veya bunlara inanıp bunlar üzerinden yorum ve düşünceler çıkarmak tarih karşısında yetersizliklerini gösterir. Tarih okumak, incelemek ve bunlar üzerinde kafa yormak önemlidir ancak bunları bir metodoloji ve sentez içerisinde uygulamak gerekmektedir; bu da tarih bilincimizin gelişmesi ve daha aydınlık bir gelecek için kritik öneme sahiptir. Kitapla kalın, tarihle kalın.


YUNUS EMRE'NİN KALEMİ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

yunusemreninkalemi tarafından yayımlandı

Merhaba.Ben Yunus Emre. Burada tarihin çeşitli alan, şahıs ve olaylarından oluşan makalelerimi ve denemelerimi paylaşacağım. Ayrıca YKS düzeyinde tarih ve diğer alanlarda çalışmanın nasıl yapılacağı ile ilgili de bilgiler olacaktır. Sizlerin de görüş ve önerilerine açığım

Yunus Emre'nin Kalemine Hoş Geldiniz.